(2007-2008)

Fransa'ya 70'li yıllarda gittiler. Bazıları yasal yollardan, bazıları da sahte turist , kaçak olarak...
Yeni ve daha iyi bir yaşam için boydan boya Avrupa'yı aştılar. Biraz para biriktirelim, döneriz, dediler. Eninde sonunda bir ev, bir traktör, bir otomobil parası... Sonra yine memleket toprağı.
Ama iş o kadar kolay değildi. Ne göçmenler, ne de onları ağırlayan ülke için. Yıllar geçti, göçmenler işçi yurtlarındaki tek göz evlerine, varoşlara, gönüllü sürgüne alıştılar. Sevdiler, evlendiler, çocukları büyüdü, yeni işlere girdiler, işten çıkarıldılar. İş kurdular, ev aldılar, delikanlılar, genç kızlar evlendi, onların da çocukları oldu. İlk gidenler emekli kahvelerinde buluşumaya başladılar, ölenlerin cenazeleri döndü memlekete.
Gençler, bu beklenmedik serüveni Fransa'da sürdürüyorlar. Kendilerini hem Fransız hem Türk hissediyorlar. Ana babalarının dilini zorlanarak konuşanlar da var, eşlerini yalnızca memleketteki köylerinden seçenler de...
Ama hepsinin de ortak noktası ayni, ilk göçenlerin hayatını, ayni zorlukları, ötekileştirilmeyi yaşamak istemiyorlar. Sokak aralarında ürkek adımlarla ilerleyen, göze çarpmaktan kaçınan, saydam, anonim birer gölge değiller. Yeni kuşak, kamu alanında, toplumun içinde ve her kesiminde yerini almak için mücadele veriyor. Fransa, bugün onların da ülkesi. Göçmenler yeni ülkelerine çoktan demir attılar!

Fransa'daki Türkiyeli göçmenleri anlatan « Demir atanlar » fotoğraf serisi, Fransa'da Ulusal Göçler Tarihi Kurumu'nun ve Elele Derneği'nin ortak çalışmasının bir ürünü olarak sunulmaktadır.